Çok açık ve net bir şekilde ortaya konulması gereken bir durum söz konusudur.
BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi’nin izlediği yol tamamen kriz yaratma metodudur.
Anlatalım…
Bayan Holguin ilk olarak Rum tarafını kızdıran açıklamalarda bulundu.
Sürecin Rum tarafındaki pozisyonlardan ötürü “bekleme” moduna alındığını duyurdu.
“Hem seçim var hem de AB Dönem Başkanlığı” diyerek Temmuz’u işaret etti.
Bunu ne zaman yaptı..?
Ocak ayında.
Yani altı aylık bir süreyi boşa düşürdü.
Ama öyle yapmadı.
Holguin Kıbrıs konusunu Kıbrıs dışında ve Kıbrıslı olmayan çevrelerle konuşmayı sürdürdü.
Belli ki altı aylık süreyi AB ile istişare halinde geçirmiş.
Peki bu AB temaslarına Güney Kıbrıs ne kadar dahil oldu..?
Doğrudan değil ama dolaylı bir şekilde mutlaka dahil olmuştur.
Sonrasında da verdiği sürenin sonlarında önce Kıbrıs’ta, sonra da Ankara ve Atina’da gördük kendisini.
Bu alışıldık rotanın son durağı da doğal olarak Genel Sekreter Guterres olmalıydı.
Ama olmadı ve Bayan Holguin AB ile bu kez açıktan görüştü.
Şimdi de yeniden Kıbrıs’a gelecek.
Peki bunu neden yapıyor..?
Belli ki AB’yi konuya taraf olarak kabul etti.
Ama Türkiye’nin ve İngiltere’nin buna itiraz edeceğini biliyor.
Hatta bu durumda Kıbrıs Türk tarafı da bir anda AB’nin bir sandalye eklenerek masaya dahil edilmesine sıcak bakmaz.
Bunu bile bile BM tarafından AB konuya eklenmek isteniyor.
Bayan Holguin bir özel temsilci değildir.
Kişisel temsilcidir.
İkisi arasında dağlar kadar fark vardır.
Mandası yani görev ve sorumlulukları, daha doğrusu yetkileri farklıdır.
Kişisel temsilcinin yetkisi sınırlıdır.
BM Genel Sekreteri’ne yönelik çalışmalar yapabilir.
Sonra da Genel Sekreter’e rapor sunar ve bilgi verir.
Taraflara herhangi bir belge, kağıt veya benzeri materyal sunma yetkisi yoktur..!
Sadece raporlama yapabilir.
Bunu kendisi de biliyor.
Herhangi bir belge sunmasının yetkisini aşan bir durum olduğunu çok iyi biliyor.
Zaten böyle bir şey de yapmış değil.
Ama bunun algısını taraflar üzerinde test etti.
Rum basınında çıkan yeni belge ve çözüm şekline ilişkin haberler bu çalışmanın bir parçasıdır.
Holguin konuyu Rum tarafının hüküm süreceği bir zemine çekme niyetinde ve bunun için çalışmakta.
Bu da süreci zehirleyen bir davranışa doğru hızla yaklaşmakta.
O da bunu bilmekte.
Bilerek süreci zehirlediğini söylemem.
Ama şöyle bir durum söz konusudur ki, Kıbrıs sorununun artık bir BM meselesi olmaktan çıkarak AB meselesi haline gelmesi için adımlar atıyor.
Guterres yıl sonunda görevi yeni Genel Sekreter’e devredecek.
Ama görünen odur ki görevi yeni Genel Sekreter’e devrederken Kıbrıs dosyasını devretmeyecek.
Belli ki Kıbrıs dosyasını AB’ye devretme planları yapılıyor.
Böylelikle de konuı artık BM’yi meşgul eden bir mesele olmaktan çıkacak.
Ama çözülecek mi..?
O da artık AB’nin düşünmesi gereken bir şey olacak…
Holguin Süreci Zehirlemeye Başladı..!
Aziz Karaaziz
Yorumlar
