1974 yılında gerçekleştirilen Barış Harekâtı’nın üzerinden yarım asırdan fazla bir zaman geçti. Onlarca yıl geride kaldı. Tam 52 yıl göz açıp kapayıncaya kadar geçti gitti. Türkiye’nin garantörlük haklarını kullanarak yaptığı müdahale ile Ada, kuzey ve güney diye ikiye ayrılırken, Kıbrıs Türkü özgür olmanın güveni ile geleceğe daha bir umutla bakmalıydı ama öyle olmadı.
1974’den önce de gençler göç ediyordu, sonra da göç etmeye devam ettiler çünkü güvende olmak geleceğe umutla bakmak anlamına gelmediği idrak edildi. İyi yönetilmek, toplum olarak kalkınmak, adil bir düzen içinde yaşam sürdürme beklentisi hiç bitmedi. Hala devam ediyor. Kolay kazanılmayan özgürlük ve özgür devlet olmanın içini ise yarım asrı aşkın bir süredir bir türlü dolduramadık. Çünkü Federe Devlet’ten Cumhuriyete geçerken ve Cumhuriyeti ilan ettikten sonra da iyi yönetilmiyorduk, şimdi de yönetilmiyoruz. Hükümetler kuruldu, iktidarlar düştü ama partizanlık, adamcılık, ‘bizden olanlar’ anlayışı hiç bitmedi. Başarısızlıkları siyasi istikrarsızlıklara bağladılar, istikrar diye diye bugünlere geldik ama şikâyetler hala aynı. ‘En istikrarlı Hükümet’ olmakla övünen şimdiki koalisyon ekonomik istikrar, kamu yönetiminde reform, kayıt dışılıkla mücadele ve halkın alım gücünün korunması yönünde çeşitli vaatlerde bulundu. Geçen sürede bu vaatlerin kaç tanesi hayata geçirildi ve toplum ne kadar menfaat sağladı?
Özgür olduk, güvende hissettik ama hayat pahalılığı, TL’nin sürekli değer kaybı, sağlık ve eğitim hizmetlerindeki sorunlar, elektrik kesintileri, kamu kurumlarındaki liyakat tartışmaları ve yolsuzluk iddiaları kamuoyunun gündeminde hala geniş yer tutuyor.
Sahte diploma soruşturması da bu dönemin en fazla tartışılan başlıklarından bir tanesi. Özgür toplumlar daha üretken ve yaratıcı olur ama bizim yaratıcılıklarımız yolsuzluklar üzerinden gelişti. Bir türlü Devlet olmanın gereklerini yerine getiremedik veya getirilmesi istenmedi. Ülkede plansız bir ‘gelişme’ yaşanırken, nüfusumuzu bile bilmiyoruz. Nüfusu bilenmeyen bir ülkede geleceğe yönelik plan ve programın nasıl olacağını söylemeye ise hiç gerek yok. Gelen ülkede kaldı da yöneticiler ancak şimdi uyanıyor.
Ülkede uyuşturucu olaylarının her geçen gün biraz daha arttığı, suç unsurlarının çeşitlendiği, mahkemelerin yükünün, altından kalkılamayacak kadar çoğaldığı bir süreç yaşıyoruz özgürlüğümüzü kazanmamızın üzerinden 52 yıl geçmiş olasına rağmen. Oysa özgürlük çok önemli bir değerdir ve o değer yaratıcılığın, gelişmişliğin önünü açar. Ama bize bunun değerini yaşatmamışlar. Özgür olduk diye sevinirken, günümüzde toplumun tamamı neredeyse Avrupa’da suçlu sandalyesine oturtulacak duruma geldi çünkü taşınmaz mal sorununa çözüm getirecek Taşınmaz Mal Komisyonu güçlendirilmedi. Rum tarafının AİHM’de açtığı davalarla lokomotif sektörlerden bir tanesi olan İnşaat Sektörü durma noktasına geldi. Dünyanın en pahalı turizmi ise bizim ülkemizde yapılıyor. 52 yılın ardından bunları konuşmak, bunları yazmak durumunda kalmamalıydık. Bugün güvende ve özgürüz ama Kıbrıs Türk halkı hak ettiği özgürlüğün karşılığını alamadı.
ÖZGÜRLÜĞÜN KARŞILIĞINI ALAMADIK…
Efdal Keser
Yorumlar
