Yüzdük ve kuyruğuna geldik.
Bitiş noktasına sayılı kulaçlar kaldı.
Makul bir süre sonunda genel seçimimizi yapmış ve yeni meclismizi de oluşturmuş olacağız.
Bu seçim ağırlıklı olarak ekonomi konuşulacak.
Orası kesin.
Ama bunun yanında Kıbrıs konusu da geri plana düşmeyecek.
Hatta zaman zaman ilk sırada olacak.
Ancak bu kez konuyu çok değişik bir felsefe ile konuşacağız.
İstesek de istemesek de konu artık farklı bir kulvara girmiştir.
Halkın Kıbrıs konusuna bakışında ve doğal olarak beklentilerinde çok ciddi değişimler yaşanmaktadır.
Geride kalan yılların ve o yıllarda yaşanan hayalkırıklıkları toplumda farklılaşma eğilimi yaratmıştır.
Burada “farklılaşma” ifadesine bakıp da kimse konuyu sadece çözüm modeli tekdüzeliğine indirgemesin lütfen.
Evet, Kıbrıs’ta olası bir çözümün hangi modelde olacağı çok öenmlidir.
Ama konu tek başına bundan ibaret değildir.
Artık öyle bir noktaya geldik ki çözüm modelinden önce, çözüm olmadan hayatın nasıl devam edeceği de önem kazanmıştır.
Adına Güven Yaratıcı Önlemler dediğimiz çabalar da bunun şekillenmesi için yapılan çalışmalardır.
Geçiş kapılarının teşkili ile başlayan çabalar bugün artık iki tarafın gündelik yaşamını etkileyen bir çok konuya genişlemiştir.
Daha da genişleyecektir.
İşte bu nedenle de Kıbrıs konusunu ülke olarak yeni konsepti ile ele almaya mecburuz.
Yeni bir seçimin arifesindeyiz dedik.
İşte bu seçimde konuyu bu şekliyle konuşmak da son derece gerekli ve de faydalıdır.
Çözüm olmadan nasıl yaşayacağımız artık çözümün de önüne geçmiş bir enerjiye sahiptir.
Bunu görmezden gelemeyiz.
Konuyu önce seçimde konuşmalı ve şekillendirmeli sonrasında da yeni oluşacak mecliste bu şekli bir karar altına almalıyız.
Yeni oluşacak meclisimizin belki de en önemli görevi bu olacaktır.