Genel anlamda tanımlarken, siyaset adına yaptığımız en temel yanlış, siyaset yönetimi ile ülke yönetimini özdeşleştirmektir.
Oysa ki ikisi arasında çok büyük farklar ve ayrılıklar bulunur.
Zaten en büyük farklılık hiyerarşik duruşta görülür.
Siyaset ülkeyi yöneten bir yapıdır, doğru.
Ama ikisi arasındaki ilişki bu kadar basit değildir.
İşe önce siyasetten başlamak gerekir.
En başta siyaset yönetimini doğru yapmalıyız ve ardından doğru yönetilen siyasete de ülke yönetimini teslim etmeliyiz.
Bu noktada siyaset yönetimi ile siyasi parti yönetiminin aynı olmadığını, ikisini karıştırmamak gerektiğini de vurgulamak gerekir.
Zaten parti yönetimi de siyaset yönetimine dahil bir unsudur.
Siyaset yönetimi ana çatıdır.
Bu çatının doğru oturması şarttır.
Eğer çatımız eğreti olursa işler doğal olarak yolunda gitmez.
Siyaset yönetiminden anlamamız gereken ilk şey seçmen ile seçilen arasındaki ilişki biçimidir.
Burada seçmen, seçilen üzerinde söz sahibidir.
Görev verir, izler, takip eder ve değerlendirir.
Başarılı bulursa devam, bulmazsa da değişim yönünde irade gösterir.
En basit anlatımı ile böyledir.
Bu düzlemin asla değişmemesi gerekmektedir.
Değiştiği anda işler çığırından çıkar ve düzelmesi zor olur.
İşte tam da bizim ülkesel olarak yaşadığımız sorun noktası da budur.
Seçmen ile seçilen arasındaki hiyerarşi bozuluyor ve ülkede film kopuyor.
Ne yazık ki bu durum uzun zamandır da böyle.
Önce siyasetteki taşları doğru bir şekilde yerine dizmeliyiz.
Ardından ülke yönetimini emanet etmeliyiz.
Siyasetin kendi içerisinde yaşadığı çalkantılar sona ermeden, ülkede işler yoluna girmez.
Meclis yapısını değiştirmekle bu işin olmayacağını anlamış olmamız gereken sayıda değişimi bugüne kadar zaten yaptık.
Zihniyet değişimi olmadan bu işin düzelmeyeceğini anlamış olmalıyız.
Daha doğrusu, artık anlamalıyız.
Anlamalıyız ki düzelelim..
Yoksa yıllar gelir geçer ve biz yine yerimizde sayarız…
Siyaseti Yönetemezken Ülkeyi Nasıl Yöneteceğiz…?
Aziz Karaaziz
Yorumlar
